TTNET VDSL2’yi getirdi!

TTNET, geçen yıl ocak ayında başlatması gereken yüksek hızlı bağlantı hizmeti VDSL2’yi sonunda vermeye başladı.

TTNET, temel ADSL hizmetini hakkıyla vermeyi bitirmiş olacak ki, şimdi de VDSL2 (Very High Data Rate Digital Subscriber Line 2) hizmetini başlatıyor. Hem de vaadedilenden tam 1 yıl, “Başladı” denmesinden 6 ay sonra, üstelik tam 1 Megabit yükleme hızıyla!

VDSL2’den en iyi verim bağlantı kabinine yakın mesafede alındığı, 1.5-2 km.’den sonra sinyal yalan olabildiği için, ne olursa olsun yüksek hızlı bağlantıya heves eden kullanıcıların ev ya da işyerinde önce bir test yapılarak VDSL2’ye uygun olup olmadığının saptanması gerekiyor. Bundan sonra bir adet VDSL2 modem ediniliyor ki, bunu da 300 TL’ye yine TTNET’ten almak mümkün.

VDSL2, ev ve işyerlerine farklı fiyatlarla satılacak. Ev kullanıcıları 16 Mbit’lik bağlantıya 119 TL, 32 Mbit’lik bağlantıya ise 149 TL’ye sahip oluyor. İşyerleri ise 16 Mbit’e 129 TL, 32 Mbit’e 159 TL ödeyecek. Aradaki fark, 10 kişinin yararlanabileceği kotalı WiFi, 10 bilgisayarı kapsayan “Kurumsal Güvenlik” ve TTNET Webim’den 250 MB web alanı.

Verilen fiyatlara bütün vergiler dahil. Ayrıca 30 nisana kadar üye olanlardan abonelik ücreti alınmayacak. Ancak bu tarihten sonra ne kadar verileceği de belirtilmemiş.

BAL TEFSİRİ

Hazreti Ali, bir gün gazadan hanesine geldiğinde, Hz. Ebubekir Sıddık, Hz Ömer El Faruk, Hz. Osman Zinnureyn gelerek Hz. Ali’ye: “Gazan mübarek olsun ey Allahın arslanı” dediler…..
Hz. Fatımatüz Zehra validemiz de onlara ikramen kalaylı bir tas içinde bal getirdi. Balın üzerinde ince bir kıl vardı. Hz. Ebubekir kılı almak üzere davrandı. Hz. Ömer ise, kılı aldırmadı ve dedi ki:
– Bizler Hazreti Zişanın vezirleriyiz. Belki Fatimetüz Zehra bizleri tecrübe için bu kılı koymuştur. Aramızda bu kıl hakkında üçer tevil edelim. Münasip değil mi?” dedi ve sonra;
Hz. Ebubekir:
– Namaz kılanın kalbi nurludur bu tastan. Dünya endişesini gönlüne getirmeden namaz kılmak tatlıdır bu baldan. Namazı tadili erkan üzere kılmak incedir bu kıldan.
Müteakiben Hz. Ömer El Faruk şöyle buyurdular:
– Misafiri seven hane sahibinin kalbi nurludur bu tastan. Misafirlere ikram etmek ve gönlünü almak tatlıdır bu baldan. Misafirin kalbi incedir bu kıldan.
Hz. Osman da söyle yorumladı:
– Alimlerin kalbi nurludur bu tastan. Alimlerle sohbet etmek ve onları dinlemek tatlıdır bu baldan. Kur’an-ı Kerim’e mana vermek incedir bu kıldan.
Hz Ali Efendimiz de söyle bir açıklama da bulundu:
– Gazaya giden gazilerin kalbi nurludur ba tastan. Cihat edip al kanlara boyanıp kafirlerle cenk etmek tatlıdır bu baldan. Üzerine kul hakkı geçirmeden, haram yemeden hanesine dönmek incedir bu kıldan. Sonra Hz. Fatıma validemiz de bir yorumda bulundular:
– Erkeğini hoşnut eden kadınların kalbi nurludur bu tastan. Erine cefa etmeyip güzelce geçinip, kendinden razı etmek tatlıdır bu baldan. Kocasının hakkını yerine getirmek incedir bu kıldan.
Sonra Hz. Peygamber Efendimiz de bu sohbete iştirak ederek şöyle tevil buyurdular:
– Benim ümmetimin kalbi nurludur bu tastan. Kevser şarabı tatlıdır bu baldan. Şeriatımız (İslamiyet) incedir bu kıldan.
– Bu sohbete, neş’e veren Cenab–ı Hak, Cebrail (as)’ı göndererek buyurdu ki:
– Senin nübüvvet nurun nurludur bu tastan. Yarın kıyamet günü mahşer yerinde ümmetine şefaat etmen tatlıdır bu baldan. Sırat köprüsü incedir bu kıldan. Bunun üzerine Peygamber Efendimiz (Sallallahu aleyhi vesellem) mübarek ellerini kaldırıp:
– Ya Rabbi, bu bal tefsirini okuyana, dinleyene ikiyüz peygamber sevabı isterim ve senden dilerim, diye dua ettiler. Cihar Yari Güzin Efendilerimiz de “Amin” dediler. Cenabı Allah’dan şöyle nida geldi:
– Ya Habibim! Senin ümmetinden her kim bu Bal Tefsirini üzerinde taşır, okur, okutur, yazar, yazdırır ve din kardeşlerine hediye ederse İzzet ve Celalim hakkı için ben de o kuluma ikiyüz peygamber sevabı veririm, diye buyurdular.
Peygamber Efendimiz de dedi ki:
– Benim ümmetimden her kim bu bal tefsirini kendisine evrad edinip üzerinde taşır, her gün okur veya dinlerse, ve burda bahsedilen ahlaklarla ahlaklanmaya çalışsa katiyyen dünya darlığı görmez; fakru zarurete düşmez; ölürken hüsnü şehadetle ölür; ahirete iman ile gider ve gelecek kaza ve musibetlerden kendisini Cenabı Hak muhafaza eder .

Erkeklerin Hayali, Kadınların Kabusu Gerçek Oldu

Kıyafetlerin içini gösteren kameralar gerçek oldu. hatta satışa bile sunuldu

Yaklaşık 40 yıl önce çizgi romanlar sayesinde ilk kez duyduğumuz, kıyafetlerin içini gösteren cihazların söylentisi her zaman vardı ama gerçeğini görebilen olmamıştı. Fakat her zaman bir tanıdığının, tanıdığında böyle bir gözlük veya kamera olduğunu söyleyen birileri çıkmıştı.

İddiasına göre David Steele adlı bir üretici yıllar sonra kıyafetlerin içini gösteren bir kamera lensini üretmeyi başardı. 200 dolara internet sitesi üzerinden satışa sunduğu bu lens belki profesyonel kullanıcıların ilgisini çekmeyebilir ama bu şehir efsanesini yıllarını dinleyen bir kısım amatör kullanıcının büyük ilgi göstereceği kesin.

Üreticinin resmi web sayfasına ulaşmak için buraya tıklayabilirsiniz

USB 3.0 tahtı almaya geliyor

FireWire 800 ve eSATA bağlantı teknolojileriyle yarış halinde olan USB 3.0, rakiplerine göre avantajlı özellikleriyle ipi göğüslemeye pek yakın.

2000 senesinin Nisan ayında hayatımıza giren USB, oldukça geniş bir kullanım alanına kavuştu. USB Implementers Forum’a göre 2006’da “2 milyar” USB 2.0 cihazı satışa sunuldu. Bir sonraki aşamada da USB’yi tahtından etmek isteyen rakip teknolojiler avucunu yalayacak gibi. Zira ne eSATA ne de FireWire 800, USB 3.0 teknolojisinden daha iyi değil.
USB 3.0 teorik olarak 5 Gb/sn veri transfer hızı sunuyor. Bu USB 2.0’dan 10 kat fazla. Ayrıca USB 3.0 “tam çift yönlü” olarak çalışıyor. Yani aynı anda gönderirken veri de alabiliyor. USB 2.0 ise “yarım çift yönlü” olarak çalışıyordu. Yani dosya okurken yazma hızı düşüyordu (ya da tam tersi).

eSATA ve FireWire 800 ile karşılaştırıldığında USB 3.0’ın avantajları açıkça görülüyor. Haricen bağlanan cihazın SATA 1.0 arabirimi üzerinden bağlanmasını sağlayan eSATA, teorik olarak 3 Gb/sn ver transfer hızı sunuyor. Tam çift yönlü çalışan bir diğer teknoloji FireWire 800 ise saniyede 800 Gb veri transfer edebiliyor. Güç kullanımı açısından da farklılıklar mevcut. eSATA kablo üzerinden enerji aktaramıyor. USB 3.0 hem veri hızı açısından lider hem de elektrik enerjisi sağlayabiliyor.
Ayrıca USB 3.0 güç yönetimini de oldukça geliştirmiş. Artık USB arabiriminden bağlı cihazlar, bekleme, uyku gibi durumlara geçerek dizüstü bilgisayarlarda pil ömrünü artıracak.
Bakalım anakart üreticileri ile başlayacak standartlaşma süreci nasıl ilerleyecek

BIOS Yerine EFI Geliyor

Evet yanlış duymadınız. 25 yıldan fazladır kullanılan BIOS yerine EFI (Extensible Firmware Interface) gelecek.

BIOS 25 seneden fazladır bilgisayarlarımızı hayata döndürüyor, donanımları kontrol ediyor ve işletim sistemini başlatıyor. Ancak BIOS’un geleceği EFI modern arayüzü olacak.
Extensible Firmware Interface, kısaca EFI (Türkçesi: Genişletilebilir Firmware Arayüzü). Bu seneden itibaren Intel temelli ve MSI markalı anakartlarla kullanıma sunuldu. Avantajı ise 64-Bit sistemleri destekliyor ve bu yüzden yeni donanımların isteklerine göre yapılandırılmış ve geleceğe hazır. Üretici MSI için EFI, gerçek Windows’tan önce çalışan ufak bir işletim sistemi.
Eski BIOS deneyimsiz kullanıcıları hassas sistem ayarlarını değiştirmekten korkuturken EFI, buna davet çıkarıyor ve sistemi tamamen baştan şekillendiren hatta belki de kullanılmaz hale getirebilen ayarlar sunuyor. MSI bu tehlikeyi gelecekte basit ve uzman modu şeklinde iki farklı profil sunarak ortadan kaldırıyor.
EFI ancak Vista Service Pack 1’den itibaren destekleniyor, öncesindeki işletim sistemleri (dolayısıyla XP) kapsam dışında kalıyor. Yüksek bir ihtimalle 2010 başında çıkacak olan Windows 7’den itibaren Microsoft, EFI’yi tüm ek özellikleriyle beraber tamamen destekleyecek.
Apple bu konuda da öncülüğü elden bırakmıyor. Intel tabanlı Mac’lerde EFI çoktandır mevcut ve OS-X bilgisayarlarda Windows’un da çalışmasını mümkün kılıyor.

Türkiye internetin neresinde?

İnternetin nüfusu ve bu nüfusa en çok katkı yapan 15 ülke açıklandı. Türkiye listenin neresinde?

ComScore adlı araştırma firması, geçenlerde yayınladığı raporunda, dünya üzerinde internet erişimine sahip kaç kişi olduğunu ortaya koydu. ComScore’un oldukça geniş kapsamlı araştırmasına göre internetin nüfusu 1 milyar kişiyi aştı. Fakat bu rakamın daha yüksek olma ihtimali de var. Çünkü Internet World Stats’ın Haziran 2008’de yaptığı araştırmada, aynı konuda ortaya çıkan rakam neredeyse 1,5 milyarı bulmuştu. Bu rakamlar oldukça etkileyici olmasına rağmen tüm dünyanın nüfusu göz önüne alındığında oran olarak çok da iç açıcı değil. Çünkü sadece %15 ile %22 arası bir nüfusun internet erişimine sahip olduğunu gösteriyor.

Araştırmada ayrıca internet nüfusuna en çok katkıda bulunan 15 ülke de açıklandı. Ne yazık ki Türkiye ilk 15 içerisinde değil. Nüfusu listedeki birçok ülkeden daha kalabalık olan Türkiye’nin bu listede olmaması, biraz da kendimizi sorgulamamız gerektiği gerçeğini ortaya koyuyor. İşte liste:

1. Çin: 179,7 milyon
2. ABD: 163,3 milyon
3. Japonya: 60 milyon
4. Almanya: 37 milyon
5. İngiltere: 36,7 milyon
6. Fransa: 34 milyon
7. Hindistan: 32,1 milyon
8. Rusya: 29 milyon
9. Brezilya: 27,7 milyon
10. Güney Kore: 27,3 milyon
11. Kanada: 21,8 milyon
12. İtalya: 20,8 milyon
13. İspanya: 17,9 milyon
14. Meksika: 12,5 milyon
15. Hollanda: 11,8 milyon

Dünya çapındaki rakamlar ise şu şekilde;
Asya: 416 milyon (%41,3)
Avrupa: 283 milyon (%28)
Kuzey Amerika: 185 milyon (%18,4)
Güney Amerika: 75 milyon (%7,4)
Orta Doğu ve Afrika: 49 milyon (%4,8)

Bilgisayarınızı virüsten korumanın 10 yolu

Bilgisayar sistemlerini etkisi altına alan virüs ve tehlikeli saldırılar internetin yoğun kullanımıyla birlikte arttı.

Bilgisayar dünyasında ‘Conficker’, ‘Downadup’, veya ‘Kido’ olarak adlandırılan PC solucanının geçen hafta tüm dünyada 15 milyona aşkın bilgisayar sistemine bulaşması, virüsten ve kötü niyetli saldırılardan korunmanın önemini bir kez daha ortaya koydu.

Kişisel kullanıcıların yanı sıra hastaneler, devlet kurumları ve şirketleri de etkisi altına alan son virüs, Avrupa bölgesinin ardından ABD, Rusya, Çin ve Hindistan gibi büyük kullanıcı kitlelerine sahip ülkeleri de etkisi altına almış durumda.
Bilgisayar kullanıcıları, bu yönde saldırılardan korunmak için bir dizi önlem alabilir. Özel olarak hazırlanan programlar sayesinde virüslerin sisteme sızması engellenirken aynı zamanda, casus programlar ve hacker atakları da önlenebiliyor. Bu programların bir diğer özelliği de, her an bir tarama yapılarak, bilgisayara virüs bulaşıp bulaşılmadığının da öğreniliyor olması.

1- İnternette dikkatli sörf yapın…
Bilgisayara sızan virüslerin birçoğu internette sörf yaparken tık’lanan pop-up reklamlar veya linkler üzerinden geliyor. Bu yüzden güvenli olmayan sitelerde gezinti yaparken dikkatli olunması gerekiyor. İlginiz dışındaki linkler ve reklamlar, sizin isteğiniz dışında virüs ve yazılımların bilgisayara yüklenmesine yol açabiliyor.

2- Kaynağı belirsiz e-postaları açmayın
Tanımadığınız kaynaktan gelen e-posta’ları açarken dikkatli olun. Postadaki herhangi bir link veya yazılım ileti açıldığında otomatik olarak aktif hale geçebilir.

3- e-mail eklerinin uzantılarına bakın
Elektronik postalarla birlikte gelen ekli dosyaların uzantılarında, klasik dosyaların aksine ‘.exe’, ‘.com’, ‘.vbt’ gibi kodlar gördüğünüzde bunları açmayın. Bu yönde uzantıya sahip dosyaların birçoğu, casus program veya bilgisayar solucanın aktif hale geçmesini sağlıyor.

4- Programları güvenli adresten indirin
İnternet üzerinden yüklemek istediğiniz programları güvenli sitelerden yükleyin. Programı geliştiren firmanın yönlendireceği adresleri kullanmaya özen gösterin. Paylaşım sitelerinden yüklenen programların içinden yayılan virüs kolaylıkla tüm sistemi etkisi altına alabiliyor.

5- Güvenlik duvarı kullanın
Onlarca farklı güvenlik duvarı yazılımı içinden birini seçerek bilgisayarınıza yükleyin.

6- Antivürüs programı yükleyin
İnternet üzerinden ücretsiz olarak dağıtılan (free.avg.com) ya da piyasada satılan (avast.com, trendmicro.com, mcafee.com) antivirüs programlarından birini kullanın. Bunlar güvenlik duvarından sızan virüs ve casus programların bulunması ve engellenmesinde etkili rol oynayabilir.

7- Sık sık virüs taraması yapınKullandığınız antivirüs programındaki ‘virüs tara’ özelliğini belirli aralıklarla denetleyin. Böylece sisteme giren ya da engellenen ataklar hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz.

8- Antivirüs için güncelleme yapın
Antivirüs programını bir kez sisteme yükledikten sonra, belirli aralıklarla ana adreslerinden güncelleme olup olmadığını kontrol edin. Gerekli eklentileri yükleyin.

9-İşletim sistemini güncelleyin
Windows, MacOS veya kullandığınız işletim sistemi hangi ürün ise güncellemelerini sık sık yapmaya özen gösterin. İşletim sistemlerinin saldırılara karşı etkili korunmasında en önemli araçlardan birisi bu olacaktır. Bilgisayarınızdaki yazılımların da güncellemesini unutmayın.

10- USB belleklere dikkat edilmeli
Bilgisayarınıza herhangi bir program, dosya vb. içerik-program-yazılım yüklemek için kullandığınız USB bellek, taşınabilir hafıza deposu ya da telefon gibi cihazlar virüs yayılmasına yol açabilir. Bunun için güvendiğiniz cihazları bilgisayarla birlikte kullanmaya özen gösterin

Hitler UFO üssü de kurmuş

Bugün bile ‘çok gizli’ olan belgelerin bazıları gün yüzüne çıktı. Hitler Antarktika’da UFO üssü kurmuş. Hem de Piri Reis yüzünden.

Rusya’nın RTR televizyonu, ’Gezegenimiz’ adlı özel belgesel kanalında, Adolf Hitler’in, Piri Reis haritasını kullanarak Antarktika’da UFO üssü kurduğunu ileri sürüldü.

40 dakikalık belgeselde, Nazi’lerin ilginç deneysel çalışmalarını Rus askeri tarihçi Dimtriy Filipov anlattı. Dimitrov’a göre Naziler, Piri Reis’in 16. yüzyılda çizdiği haritanın çağdaş haritalara göre çok daha gerçekçi olduğunu, ancak Güney kutbunda ciddi sapma yaptığını farketmiş.

HARİTAYI UZAYLILAR MI ÇİZDİ?

Bunun üzerine Nazi denizaltıları dipten araştırma yapınca, hayretten dona kalmış. Piri Reis haritasında gösterilen Antarktika haritası 10 milyon yıl öncesinin henüz buz tutmamış kara parçasını gösteriyormuş. Bunun üzerine Piri Reis’in haritasının dünya dışı varlıkların bıraktığı bilgilerle hazırlandığı sonucuna varan Nazi bilim adamları, 1939 yılına gelindiğinde Antarktika ortasında, buzulların 1,5 km altında tatlı su gölleri bulmuş.

Antarktika’ya “Schvabia” adını veren Almanlar, buzların altında bilimsel ve askeri üst kurarak, uçan daire teknolojisini içeren bulguları değerlendirmeye başlamış.

NAZİLERİN BÜYÜK SIRRI

Rus belgeselinde, Piri Reis haritasıyla başlayan Nazi keşiflerinin en ilginç bölümü ise, 1945 yılı sonrası dönemini kapsamakta. Berlin’e giren Amerikan ve Rus birlikleri, elbette Nazi sırlarının peşine düşmüş. Amerikan istihbaratı, Antarktika’daki gizli Alman üssü varlığından da bu bölgelerden haberdar olmuş.

UFO’LAR KAÇMIŞ

1947 yılında Amerikan donanmasından biri uçak gemisi 15 savaş gemisi, Amiral Berton komutasında Güney Kutbu’na sözüm ona bilimsel sefere çıkmış. ABD donanmasının asıl amacı, kutuptaki Nazi kalıntılarını yok etmekmiş. Bundan sonra kutupta yaşanan olaylar Rus tarihçilerin belgeselde söylediklerine göre, günümüzde bile “çok gizli” damgasıyla sır olarak tutuluyor. ABD savaş gemileri bölgeye ulaştığında suyun içinden tabağı andıran dev daireler havalanarak bilinmeyen ışınlar püskürtmek suretiyle 50 Amerikan savaş uçağını birkaç dakikada avlamış. 15 savaş gemisinden ikisini batırmış.

Yürek burkan Gazze’ye yardım zarfı

AA muhabirinin Saruhanlı Milli Eğitim Müdürü Selahattin Baytar’dan aldığı bilgiye göre, okullarda başlatılan yardım kampanyasına ait zarflar değerlendirmeye alındı.

Komisyon üyeleri tarafından açılan zarfların bazılarından küçük miktarda para çıktı. Duygu dolu mektuplar, komisyon üyelerini duygulandırdı.

Bunlardan biri de Saruhanlı’nın Büyükbelen Belde İlköğretim Okulu 4/A sınıfı öğrencisi Gönül Gürlek’in (9) hazırladığı zarf oldu.

Milli Eğitim Müdürü Selahattin Baytar, küçük Gönül’ün zarfında aspirin ve tokayı gören komisyon üyesi öğretmenlerin gözyaşlarını tutamadığını belirterek, şunları kaydetti:

”Gazze’ye yardım amaçlı olarak okullarımızda öğrencilere dağıttığımız zarfları toplayıp oluşturduğumuz komisyon üyeleri tarafından açılmasına başladık. Zarfların bazılarından çıkan hediyeler gerçekten yüreğimizi burktu. Zarfların tamamına yakınından para, kiminden duygu yüklü mektuplar çıktı. Ancak Büyükbelen beldesindeki öğrencimiz Gönül Gürlek’in zarfından iki aspirin, bir toka, 5 kuruş ve bir de mektup çıktı. Bu manzara ve mektuptaki ifadeler ne kadar yardımsever bir millet olduğumuzu bir kez daha ortaya koydu. Hem duygulandık hem de sevindik.”

Gönül Gürlek’in öğretmeni Derya Yılmazcan ise ”Gönül çok sessiz bir öğrencidir. Hiç yaramazlığını görmedim” dedi.

Okul Müdürü Süleyman Duracak ise böyle asil düşünceye sahip bir öğrencinin öğretmeni ve müdürü olmaktan duyduğu gururu dile getirdi.

-”ZENGİN OLSAYDIM BÜTÜN PARAMI ONLARA VERİRDİM”-

Gönül Gürlek, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Gazze’deki insanlar, özellikle çocuklar için üzüldüğünü belirterek, ”Oradaki insanlar hastalanmış, hiç ilaç, ekmek, su yokmuş. O yüzden okulumuz onlara yardım gönderdi. Ben de onlara üzüldüğüm için aspirin koydum. Mektubumda onlar için üzgüm olduğumu ve param olmadığı için kendilerine aspirin gönderdiğimi yazdım. Zengin olsaydım bütün paramı onlara verirdim” dedi.

Gönül, mektubunda Gazze’dekilere şöyle seslendi:

”Haberlerde izledik ve ne kadar acı çektiğinizi gördük. Bu yüzden Büyükbelen’deki okul size para gönderiyor. Ağrı kesici aspirin gönderiyor. Zarfa aspirin, 5 kuruş koydum. Çünkü biz de fakiriz. Aslında size 100 milyon koymak isterdim ama zengin değiliz. Sizler de bize mektup gönderin. Bir daha yardım ederiz. Korkmayın ve hep kaçın, ölmeyin. Yavrularınıza ve kendinize iyi bakın. Pes etmeyin olur mu? Göndermek istiyorsanız Gönül Gürlek 4/A Sınıfı No: 709’a gönderin. Olur mu? Ben size kağıt göndereceğim.”

AA