Kanunlar ve İnsanlar

Kanunlar; meclis tarafından konulur, vatandaşlar tarafından da uygulanır. Ancak kanun koyucu her zaman doğru ve yorum gerektirmeyecek açıklıkta kanunlar çıkaramıyor. Çıkarılan yasalar uygulamada sürekli açıklar vermeye başlayınca yamalar da başlıyor.

2007 yılında çıkarılan 5651 sayılı kanun da bunlardan birisidir. Çoğu vatandaşımızın bilmediği bu kanun; İnternet kullanımının düzenlenmesiyle ilgili kurallar içeriyor. Kanunu gelecek haftalarda daha detaylı anlatacağım. Bu hafta özellikle kanunlarla ilgili hep anlatılagelen bir hikayeyi konuyla ilgili olduğu için paylaşmak istiyorum. Halk arasında ‘ipten adam almak’ diye bir söz vardır; avukatlar için kullanılır. ‘Çok başarılı bir avukat ipten adam alır’ gibisinden. Yargıtay eski başkanlarından Osman Arslan’ın ağzından bu sözün nereden geldiğinin hikayesi :
Bir tarihte varlıklı bir İngiliz, ağır bir suç işlemiş. O suçun cezası ‘idam’. Adam hemen ülkenin en ünlü avukatını tutmuş.
Avukat demiş ki: – Merak etme… Ben seni kurtarırım., Mahkeme başlamış. Avukat savunmasını yapmış. Ve hakim kararını
açıklamış. -İdam!..
Avukat , hapishaneye gitmiş, müvekkiliyle konuşmuş:
-Merak etme, seni kurtarırım.
-Nasıl?
-Bu işin temyizi var… Temyiz, idamı bozacak.
Dava dosyası temyize gitmiş. Temyiz mahkemesinin kararı:
-Mahkeme kararının onanmasına… İdam!
Adam ‘hani beni kurtaracaktın’ diye avukatına çıkışmış. Avukat hala sakin:
-Merak etme. Seni kurtarırım. Daha her şey bitmedi. Konu, Avam Kamarasına gelecek.
Gerçekten, Avam Kamarası’na gelmiş. Konuşulmuş. Sonunda, parmaklar kalkmış:
-İdam!…
Adam sinirli mi sinirli. Avukat da sakin mi sakin:
-Merak etme. Seni kurtarırım. Lordlar Kamarası, idamı geri çevirir.
Endişen olmasın. Lordlar Kamarası toplanmış. Olayı incelemiş. Kararını vermiş:
-İdam!…
Adam elinden gelse avukatı bir kaşık suda boğacak. Ama avukat hiç oralı değil:
-Merak etme. Seni kurtarırım. Kraliçe onay vermeden, hiçbir idam cezası infaz edilmez. Kraliçe bu kararı bozar.
Dosya kraliçe’nin önüne gelmiş. Kraliçe imzayı basmış:
-İdam!…
Londra’da bir meydanda idam sehpası kurulmuş. Hakim, savcı, avukat, güvenlik görevlileri, halk orada. Adamı idam sehpasına çıkarmışlar. Adamın
avukata dönük bakışlarından alev fışkırıyormuş. Avukat ise adama ‘sus’ işareti yapmaktaymış; ‘Merak etme, seni kurtarırım.’ gibisinden.
Ve cellat, yağlı ilmeği, adamın boynuna geçirmiş. Alttaki iskemleye de tekmeyi vurmuş. Adam, ipte sallanmaya başlarken avukat yerinden fırlamış,
cebinden bıçağı çıkarmış ve adamın boğazındaki ipi kesivermiş. Adam zar zor nefes alır bir halde yere yuvarlanmış.
Hemen hakimler, savcılar koşup gelmişler:
-Avukat… Sen naptın?
Avukat, cebinden İngiliz Ceza Yasasını çıkarmış:
– Yasada , müvekkilimin işlediği suçun cezası idam… Siz de onu idam ettiniz… Ama yasada ‘idam edilerek öldürülür’ diye bir hüküm yok…
Bu durumda ceza infaz edilmiş sayılır.
Bunun üzerine İngiltere’de bir hukuk tartışması başlamış. Kraliçe, avukatın bu becerisinden dolayı adamı affetmiş.
Ve İngiliz Ceza Yasası’nın idamla ilgili maddesi yeniden düzenlenmiş.
– ‘İdama mahkum edilen kişi, asılmak suretiyle öldürülür.’olarak değiştirilmiş..

<!– /* Font Definitions */ @font-face {font-family:”Cambria Math”; panose-1:2 4 5 3 5 4 6 3 2 4; mso-font-charset:1; mso-generic-font-family:roman; mso-font-format:other; mso-font-pitch:variable; mso-font-signature:0 0 0 0 0 0;} /* Style Definitions */ p.MsoNormal, li.MsoNormal, div.MsoNormal {mso-style-unhide:no; mso-style-qformat:yes; mso-style-parent:””; margin:0cm; margin-bottom:.0001pt; mso-pagination:widow-orphan; font-size:12.0pt; font-family:”Times New Roman”,”serif”; mso-fareast-font-family:”Times New Roman”;} .MsoChpDefault {mso-style-type:export-only; mso-default-props:yes; font-size:10.0pt; mso-ansi-font-size:10.0pt; mso-bidi-font-size:10.0pt;} @page Section1 {size:612.0pt 792.0pt; margin:70.85pt 70.85pt 70.85pt 70.85pt; mso-header-margin:35.4pt; mso-footer-margin:35.4pt; mso-paper-source:0;} div.Section1 {page:Section1;} –>

Betül DEMİR – Bütün Gece

[MEDIA=9]

Bütün gece sabaha kadar…
Ya da bir ömür ölene kadar…
Aşk kalbine dönene kadar beklerim…
Yüzyüze gelmedin mi hiç..
Hatalarınla bi kere bile…
Aşka karşı koyamazsın..
Bunu deneme bile…
Belki yine yanılıyorum..
Dosta düşmana sarılıyorum…
Doğruyu gel sen söyle..
Yanlışı nerde yapıyorum…

Bütün gece sabaha kadar…
Ya da bir ömür ölene kadar…
Aşk kalbine dönene kadar beklerim…
Sen gerçeği görene kadar…
Kader ağları örene kadar…
Aşk kalbine girene kadar beklerim…

Çıktım aşk duasına…
Binbir masal dünyasına…
Bıkmadın mı yalanlardan..
Gerçeklere uyansana…

Bütün gece sabaha kadar…
Ya da bir ömür ölene kadar…
Aşk kalbine dönene kadar beklerim…
Sen gerçeği görene kadar…
Kader ağları örene kadar…
Aşk kalbine girene kadar beklerim…

Türk Olmak !!!

Türk Olmak…

Amerika’dan bir vatandaşımızın (Turkiye’nin ABD Seattle Fahri Konsolosu olan Sn. J.Ufuk Gokcen)

“Türk olmak nasıl bir duygudur?” konulu yazısı.

 

Aslında çok şeydir, Türk olmak.

Türk olmak, Osmanlı’nın borcunu ödemektir. Hovarda babanın borçla yaşayan evladı gibi.

Kosova’da ve Bosna’da, Batı Trakya’da ve Makedonya’da bilmem kaç asır geçmişte kalan

meselelerin hesabını vermektir.

Türk olmak Kıbrıs’ta, Hocalı’da, Anadolu’da ve Balkanlar’da soykırıma uğrayıp karşılığında yapmadığın soykırımla suçlanmaktır.

Türk olmak faşist olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sahip çıktığında…

Türk olmak demokrat ve çağdaş olmaktır, vatanına, milletine, tarihine sövdüğünde…

Türk olmak lisanının Avrupa’da yasaklanmasıdır

ve yine Türk olmak kendini ve derdini anlatamamaktır.

Avrupa’da hor görülmek Türk olmaktır, ataların bir çok asır önce Viyana’yı kuşattığı için ve hoş görülmemektir tabii ki sadece kuşatıp; Napolyon gibi bütün Viyana’yı yakmadığın için.

Türk olmak Selanik’te Pontus Anıtı’nın,

Viyana’da çiğnenen yeniçeri minberinin ve

Malta’da papazın üzerine bastığı Türk bayrağı

heykelinin önünden geçmektir.

Türk olmak zordur, çetindir ve eziyetlidir. Üç kıtadan dönüp, bir küçük yarımadada misafir muamelesi görmektir.

Sayısız imparatorluk kurmak Türk olmaktır, aynı zamanda sayısız imparatorluk yıkmak da Türk

olmaktır.

Arabaya koşulan ilk atın vatanında, ilk yazılı antlaşmanın imzalandığı yurtta, yazının bulunduğu, paranın icat edildiği her metrekaresinden bereket fışkıran bu yurtta, kalkınmak için yabancı sermaye beklemektir.

Türk olmak; Truva’dan bu yana, Sümer’den bu yana serpilerek gelse de, tarihten eski bu topraklarda, bütün zamandan damıtılarak gelen yüksek değerlerine rağmen, bir haftalık hafıza ile yaşamaktır.

Doğu Roma’yı da Batı Roma’yı da yıkıp, yeni Roma olan AB’ye girmeye çalışmaktır Türk olmak.

Türk olmak, Mostar’da köprüdür, Kerkük’te kaledir, İstanbul’da Kızkulesi’dir, Anadolu’da buğdaydır, Çukurova’da pamuktur, Ege’de tütün, Karadeniz’de fındık, Trakya’da ayçiçeğidir. Türk olmak Çanakkale’de ölmektir.

Çanakkale’de ölmeden önce düşmana su vermektir, onun yaralısını sırtında kendi hastanesine taşımaktır.

Düşmanın ardından rahmet okumak, kanlısından helallik almaktır.

Sabahları odana rahmet dolsun diye, camı açmaktır. Kar yağdığında kayak yapmayı değil, evsizleri düşünmektir. Balkon köşesine kuşlar için, kışın ekmek kırıntısı, yazın su koymaktır. Yağmura rahmet, kara bereket diye bakmaktır.

Türk olmak, harap bir ülkede, zengin ülkelerin müstemlekesini reddedip, tahtadan kılıç ve ipten üzengi ile, paylaşacak ve sahiplenecek tek varlığı fakirlik olmasına rağmen, yedi düvele meydan okumaktır.

Türk olmak askere davul-zurna ile uğurlanmaktır, belki de dönmeyeceğini bilerek. Türk olmak, annenin şehit oğlunun ardından “Bir oğlum daha olsun, onu da vatan için göndereceğim.” demesidir. Babanın gözyaşlarını tutarak, tabutuna son kez dokunurken “Vatan sağ olsun!” demesidir.

Türk olmak “Türk çayında radyasyon olmaz!” yalanları ile, “Gusül abdesti alana AIDS bulaşmaz!” dolanları ile yaşamaktır.

Her hükümetin enkaz devraldığı, ama asla ardında enkaz bırakmadığı ülkede olmaktır.

Türk olmak, ecdadın yaşadığı kıtlıktan dolayı, çayın yanında gelen şekerden fazla olanı garsona geri vermektir. Aynı nedenle Türk olmak, yemeği ziyan etmekten korkmaktır.

Göz hakkına, diş kirasına saygıdır.

Türk olmak. Evindeki bir kap aşın yarısını tanrı misafirine vermektir. Kendi yerde, misafiri döşekte yatırmaktır Türk olmak.

Türk olmak, milli maçta ağlamaktır. Ayhan Işık’a, Belgin Doruk’a aşık olmaktır. Türk olmak, aşkını ölesiye sevmektir. Aşkı için ölmektir, öldürmektir. Sevdiceğinin elini bir kez tutamadan, toprağa girmektir.

En güzel aşk şiirlerini yüreğinde hissetmektir. Eşkıyaya türkü yakmaktır, Türk olmak. Milletine sövmektir, ama başkasına sövdürmemektir, Türk olmak.

Türk olmak Yunus’u bilmektir, Aşık Veysel’i sevmektir. Mevlana’yı, Hacı Bektaş-ı Veli’yi ve Hoca Yesevî -tek bir satırını okumasa da yüreğinde taşımaktır.

Türk olmak, saz çaldığında, ney üflendiğinde, kös dövüldüğünde ve kaval çaldığında, yüreğinin derinlerinde bir sızı sezmektir, bir de Yemen Türküsü’nde…

Hayatın sana verdiklerine “Nasip”, vermediklerine “Kısmet” demektir.

Her işin “Hayırlısına” inanmaktır ve ağlamamak için çok gülmekten çekinmektir.

Türk olmak, Asya’da batılı, Avrupa’da doğulu diye tepki görmektir.

Irk sözünü bilmeden yaşamak, yaradılanı Yaradandan ötürü sevmektir.

Magazin programları ile dizilerin arasına sıkışsa da, silkinip üzerindeki ölü toprağını atabilmektir.

Türk olmak, mahalle maçı için aynı saatte, on kişi buluşamazken, milyon kişinin bir araya gelmesidir.

Tavla oynarken bile kavga ederken, milyon kişinin kavga etmeden gösteri yapabilmesidir.

Türk olmak, buhran zamanında Arjantin’de mağazalar yağmalanırken, daha ağır buhranda sıraya girerek, sorumlusuna en ağır cezayı tek bir cam kırmadan sandıkta kesmektir.

Türk olmak en zayıf gününde bile dünyaya meydan okumak, en dertli gününde bile her ufunetin bir şafakta biteceğini bilerek tevekkül göstermektir.

Zor iştir Türk olmak. Türk olmak Anadolu’da her düşen yağmur damlasına hamdetmek, her çıkan başak için şükretmektir.

TÜRK OLMAK, MEDENİYETLER MEZARLIĞI ANADOLU’DA DİK DURABİLMEKTİR.

Call Of Duty 5 – World At War nihayet !

Merakla beklediğimiz Call Of Duty nin yeni sürümü piyasalarda, ayrıntılı bilgiye http://www.callofduty.com den ulaşılabilir.

Screenshotlar için buraya tıklayın.

Sistem Gereksinimleri ise :

System Req:
Processor: AMD 64 3200+/Intel Pentium 4 3.0GHz or better
RAM: 512MB RAM (XP)/1GB RAM (Vista)
Hard Drive: 8 GB free hard-drive space
Graphics: Shader 3.0 or better, 256MB Nvidia GeForce 6600GT/ATI Radeon 1600XT or better

no images were found

Information:
Genre: First-Person Shooter
Local Play: 2 Co-Op
Online Play: 4 Versus

Building on the Call of Duty 4 engine, Call of Duty: World at War thrusts
players into the ruthless and gritty chaos of WWII combat like never been
before, and challenges them to band together to survive the most harrowing
and climactic battles of WWII that led to the demise of the Axis powers on
the European and South Pacific fronts. The title re-defines WWII games by
offering an uncensored experience with unique enemies and combat variety,
including Kamikaze fighters, ambush attacks, Banzai charges and cunning
cover tactics, as well as explosive on-screen action through all new
cooperative gameplay.

10 Kasım – 11 Kasım tezatlığı

Cumhuriyetimizin kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ü 10 Kasım da  yadederken, 11 Kasımda da bendeniz cennet kuşu (abimin tabiridir) doğumunu kutlamak garip bir tezatlık teşkil ediyor. 10 Kasım için Atatürk’ümüzün bir anısını aktarmak istedim sizlere;

( Savarona yatında kabul ettiği Romanya Kralı Karol ‘un, görüşme sırasında Almanya ile Çekoslovakya arasındaki Südet meselesine temas etmesi ve Atatürk’ten Çekoslovakya Cumhurbaşkanı Beneş ‘e bazı telkinlerde bulunmasını rica etmesi üzerine, görüşmeyi dinlemekte olan zamanın Dışişleri Bakam Tevfık Rüştü Aras ‘a söyledikleri ):
Majeste Kral’m söylediklerini dikkatle dinledim. Benden, bir devlet reisine kendi ülkesinden bir parçayı Almanlar’a terk etmesini tavsiye etmekliğimi mi istiyorlar? Benim gibi, bütün ömrü boyunca yurdunun bağımsızlığı ve bîr karış toprağım başkasına vermemek için savaşan bir adam, inançlarına aykırı bir şeye nasıl aracı olur? Görüyorum ki Majeste Kral, beni ve karakterimi iyi tanımıyorlar.

Internet Explorer 7’yi kaldırmak

Internet Explorer 7 yi Program Ekle/Kaldır dan kaldıramayanlar için can simidi:

Spuninst.exe yardımcı programını kullanarak Internet Explorer 7’yi kaldırma

Adım 1: Gizli dosya ve klasörlerin görünür olmasını sağlama

a. Başlat‘ı ve sonra Belgelerim‘i tıklatın.
b. Araçlar menüsünde Klasör Seçenekleri‘ni tıklatın.
c. Görünüm sekmesini tıklatın.
d. Gelişmiş ayarlar kutusundaki Gizli dosya ve klasörler altında, Gizli dosya ve klasörleri göster‘i ve sonra da Tamam‘ı tıklatın.

Adım 2: Spuninst.exe yardımcı programını çalıştırarak Internet Explorer 7’yi kaldırma

a. Başlat‘ı ve ardından Çalıştır‘ı tıklatın.
b. kutusuna %windir%ie7spuninstspuninst.exe yazın ve Tamam‘ı tıklatın.
c. Sihirbazın yönergelerini izleyerek Internet Explorer 7’yi kaldırın.
bu işlemi windows gezginini kullanarak (varsayılan windows dizinine kurulmuşsa) windowsie7spuninstspuninst.exe dosyasının çalıştırılması ile de yapabilirsiniz.
Internet Explorer 7’yi kaldırdıktan sonra, Internet Explorer simgesini çift tıklatarak Internet Explorer 6’nın geri yüklendiğini doğrulayın.

Crysis:Warhead sitesi aktif

Crysis Warhead

Crytek, 2007’nin popüler oyunu Crysis’in devam oyununun sitesini kısmen de olsa yayına soktu. Kısmen, çünkü sitede sadece bir resim ve logo bulunuyor. Resimdeki nano zırhlı kişinin ise ilk oyundaki Nomad’in yerine başrole gelecek olan Psycho (Psiko) olduğu söyleniyor ancak henüz kesinleşmiş bir şey yok.

Crytek daha önce artık Crysis için yeni yama çıkartmayacaklarını duyurmuştu. Bu da oyuncularda yeni bir oyun beklentisini arttırmıştı. Görüyoruz ki oyunseverler yanılmamış. Ancak yeni oyunun konsol oyunu mu, yoksa PC’ye gelecek bir ek paket mi olduğu henüz belli değil.

Crysis Warhead

Tuzak e-postalara dikkat!

Türkiye Bankalar Birliği, internet bankacılığı kullanan vatandaşların, e-posta yoluyla gönderilen linkleri kontrol etmeleri ve şüpheli durumlarda açmamaları, talep edilen bilgileri kesinlikle doldurmamaları gerektiğini duyurdu.

Basında, son günlerde bazı bankaların internet sitelerini birebir kopyalayarak banka müşterilerine ait kimlik bilgileri, kart bilgileri, hesap bilgileri ve güvenlikle ilgili diğer bilgileri elde etmeye yönelik olarak hazırlanmış sahte internet siteleri tespit edildiğine dair haber ve yorumlar yer aldığı anımsatılan açıklamada, şunlar kaydedildi:

“Banka müşterilerine, sahte olarak hazırlandığı tespit edilen bu sitelere, giriş yapmalarını sağlamak ve gizli müşteri bilgilerini almak üzere elektronik posta mesajları gönderildiği ve bu mesajlar içerisinde verilen adreslere giren banka müşterilerinin önemli sayılabilecek bilgilerinin alındığı ifade edilmektedir.

Banka müşterilerinin, elektronik posta yoluyla kendilerine gönderilen linkleri dikkatle kontrol etmeleri, şüpheli durumlarda açmamaları ve talep edilen bilgileri kesinlikle doldurmamaları ve bankalarına başvurmaları, olası dolandırıcılık eylemlerine maruz kalınmaması açısından son derece önemlidir.”

Windows’u çöpe atacak program

Şişmiş, ağır, istikrarsız: Windows artık son demlerini yaşıyor. Windows’u pencereden dışarı atıp yeni fikirler için yer açmanın vakti geldi. Olası halefin kod adı ise Midori. 22 seneyi aşan Windows deneyiminden sonra Microsoft, Windows çağını (XP/Vista/7/8) kapatıyor. Artık vakti geldi: Internet ve tarayıcılar işletim sistemi ya da yerel uygulamaların görevlerini yapabiliyor. Ayrıca Windows vapuru eski yüklerini güverteden dışarı atmalı ve daha “light” ve güvenli olmalı. Mesela netbook trendi için Windows Vista çok geniş kaçıyordu ki, Microsoft bu yüzden yadigârı Windows XP’nin hayatını uzatmak zorunda kaldı.

Problemin çözümü: Midori Windows neslinin varisi olabilir. Tamamen yeniden yapılandırılmış sistem, Microsoft’un 2003’te hayat verdiği Singularity araştırma projesinin bir yan ürünü. Amaç: Midori daha “light”, daha hızlı ve daha güvenli olacak. Bunun yanında bir uygulamayı yerel diskinizde yahut internette çalıştırmanız bir fark oluşturmayacak. Ayrıca sistem ve uygulamalar donanımdan bağımsız olarak çalışacak ve rahatlıkla diğer cihazlara aktarılabilecekler.

Donanım ve sistemden bağımsız

Sistem kurulumu: Midori ile tarihe karışabilir. Windows kullanıcısı için tipik bir durum: İşletim sistemi ve uygulamalar detaylı bir şekilde kurulmalı ve PC’nin donanım yelpazesine bağlanmalı. Sadece yanlış bir sürücü sürümü istenilen yazılımın hatasız çalışmasını engelleyebilir; hatta en kötü durumda hiç çalışmayabilir de. Tüm bunların doğal bir sonucu olarak düzgün çalışan bir uygulamayı başka bir PC’ye de aktaramazsınız ki, mini laptop’lara ya da cep telefonlarına taşımaktan bahsetmiyoruz bile.

Midori bu tip problemleri sanallaştırma ile ortadan kaldıracak. İşletim sisteminin bir kısmı Hypervisor (sanal makine monitörü) rolünü alıyor. Uygulamalar bu ortamda sanal yapıtaşları ile çalışıyor ve donanım konfigürasyonuna dikkat etmek zorunda kalmıyorlar. Böylece Vista kullanıcılarının sızlandığı uyumluluk sorunları tarihe karışıyor. Buna ek olarak yapıtaşları rahatlıkla farklı cihazlara (uyumlu Hypervisor ile) taşınabiliyor.

Sanallaştırma halen performans kaybı anlamına geliyor. Bu yüzden Midori yapımcıları bu tip performans kayıplarını en aza indirgeyen zeki donanım arayüzleri sağlamalı. Bu noktada Microsoft çift katmanlı bir çekirdek kullanıyor: Singularity projesinden temel alan kompakt bir mikro-çekirdek sistem seviyesinin en altında (unmanaged Code) yer alıyor. İkinci çekirdek katmanının kendisi de sanallaştırılmış olarak (managed Code) çalışıyor ve sistemin daha üst seviyedeki görevlerini devralıyor.

Zayıf PC’lerde bile yüksek performans

Microsoft Midori’yi ağ yapısına oturan bir işletim sistemi olarak geliştiriyor. Yerel ve uzaktaki kaynakların aynı anda kullanılması zayıf mini laptop’ları bile hızlı hesaplama-ustalarına çevirecek.

Belirgin bir örnek: Sabit diskler. Yerel PC’yi devasa sabit disklerle donatmak yerine Midori kullanıcıları online veya ağ depolama alanlarına erişebilecek. Google bir diğer performans deposu örneği olarak gösterilebilir. Devasa bir veri bankasını ayıklamak yerine sadece kalıba uygun bir kelime girmeniz gerekiyor. Asıl işi dağıtılmış bilgisayarlar gerçekleştiriyor. Sonrasında gerekli veriler sonuç olarak karşınıza çıkıyor. Neticede uygulamaların sanal yapıtaşlarına ayrılması dağıtılmış bilgisayarların temelini oluşturuyor (Distributed Computing). Yakın zamanda hesaplama gücü gerektiren görevler birden çok bilgisayar tarafından gerçekleştirilecek.

Kullanıcı bu yeniden dağıtma süreçlerinden haberdar olmuyor. Resource Management Infrastructure (RMI) ismindeki Scheduling-Framework, kaynakların dağıtımından sorumlu olacak. Burada sadece bir uygulama için gerekli işlemci gücü dikkate alınmayacak. RMI aynı zamanda gerekli bant genişliği, bellek ve enerji tüketimine de dikkat edecek. Kullanıcı ise çabuk tepki veren bir sistemin önünde oturduğu hissine kapılacak.

Geliştiriciler için yeni araçların yanında Microsoft, kullanıcı ve veri güvenliği konusunda da adımlar atmak zorunda kalacak.

Midori ne zaman geliyor?

Windows 7: Vista halefi 2010 başında çıkacak. Midori’nin ne zaman Windows’u tahtından indireceği ise belli değil. Gerçi Microsoft böyle bir sistemin varlığını reddetmiyor. Fakat geliştiriciler Midori’den katıksız bir araştırma projesi olarak bahsediyorlar. Buna şaşmamalı, sonuçta firma şu sıralar Vista halefi Windows 7 üzerinden çalışıyor.

Şu kesin ki, Midori Windows dünyasını tek bir hamlede silemeyecek. Microsoft, Windows ve Midori’nin birlikte var olmasına ve çalışmasına büyük önem veriyor. Fakat zamanı geldiğinde Windows’a artık ihtiyaç duyulmayacak ve en sonunda fazlasıyla hak ettiği inzivasına çekilecek.

CHIP

Hacker’lar kendini hack’ledi!

Black Hat Conference isimli en büyük güvenlik konferansında dağıtılan yaka kartlarında güvenlik açığı var! İşte ilginç olayın detayları.

Güvenlik uzmanlarının bir araya geldiği ve dünya çapındaki en büyük güvenlik organizasyonu olarak anılan Black Hat Conference (siyah şapka konferansı), etkinlikte dağıtılan yaka kartları sebebiyle ciddi bir güvenlik açığına imza attı. NXP Semiconductor tarafından üretilen ve tüm dünyada bir ila iki milyar adet arası satıldığı söylenen Mifare Classic isimli RFID güvenlik kartları, barındırdıkları zayıf güvenlik sebebiyle çok fazla eleştirilen bir ürün. Hatta bu ürünü kıran hacker’lar da Black Hat Conference etkinliğinin müdavimleri.

Birkaç Dakikada Güvenliğe Elveda

Mifare Classic isimli RFID (radyo frekansı kimlik kartı) düşük fiyatlı ve birçok belediye ve ordular tarafından gerek akıllı bilet gerekse de kapı güvenliği bir konularda kullanılan bir ürün. Birkaç yıl önce bu kartın güvenlik algoritması, içindeki yonga açılarak mikroskop altında incelenmiş ve barındırdığı zayıflıklar keşfedilerek kolayca içindeki verilere erişilmesi sağlanmıştı. Bütün iş radyo frekansı üzerinden işlediği için, uzaktan bu verilere ulaşmak ve en kötü ihtimalle güvenlik kartının bir kopyasını yapmak mümkün. Bir anlamda, Londra’da  ve birkaç Avrupa kentinde daha sınırsız şekilde toplu taşıma kullanabiliyorsunuz.

Küçük Çaplı Bir Skandal

Neyse ki Black Hat Conference’ta kullanıcılara dağıtılan yaka kartları herhangi bir kişisel bilgi içermiyordu da katılımcılar güvenlik için geldikleri etkinlikte ev sahiplerine karşı bir olay çıkartmadılar. Tabii bu, şifreleme algoritmasını kıran kişiler ve güvenlik uzmanlarının bu durumu küçük çaplı bir skandal olarak değerlendirmesini engellemedi.

SDN – http://shiftdelete.net