Çürük Müşteri

İnternette rastladığım nadir güzel yazılardan biriydi Mehmet Doğan üstadın “Çürük Müşteri” başlıklı yazısı… paylaşmadan edemeyeceğim, Klavyene sağlık üstad…
“Bundan birkaç ay önce, şaka ile karışık, ama gerçeklerden çok uzak olmayan, Çürük Tasarımcı diye bir yazı yazdım. Bazı kesimler beğendi, bazıları ise “hadi canım oradan!” dedi. Ama hemen hemen herkes, “Çürük tasarımcı var da çürük müşteri yok mu sanki?” dedi. Peki web tasarımı hizmeti verirken nelere dikkat etmeli? Çürük müşteriyi ele veren, zamanınızı boşa harcadığınızı gösteren ipuçları var mı? Yoğun istek üzerine 🙂 aklıma gelen ilk 21 ipucu:

Size websitesini neden istediğini, ne görev yapacağını anlatmadan önce “Site büyük değil. Bir ana sayfa, bir hakkımızda bir de iletişim. O kadar! 3 sayfalık bir site kaça olur?” gibi fırından ekmek isteyen bir kişinin edasıyla konuşmaya başlıyorsa
Websitesi için içerik istediğinizde size “Vallahi olayımızı biliyorsun! Yaz sen bir şeyler, bu işin ustası sensin” diyorsa
Tasarım içinde önemli bir yeri olan beyaz boşluklara bakıp, “Niye ziyan ediyorsun canım bu kısmı! Bak burası boş duruyor! Oralara da bir şeyler koyalım söyle cici bici” diyorsa
Şirketin logosunu, kartvizitten taramanızı istiyorsa
Muhasebe bürosu için website yapmanızı isteyip, bir de ana sayfaya “Namaz saatlerini falan da koyalım, ilginç ve yararlı olur” diyorsa
Size istediğiniz ücret yerine “Bak gelirden pay versem sana daha iyi olmaz mi? Bu site çok para kazanacak” diyorsa hatta daha da kötüsü “Sen bunu ucuza yap, bak benim çevre geniş, sana çok müşteri gönderirim ben” ile işi bedavaya getirmeye çalışıyorsa
Sitenin açıldığının ikinci günü sizi telefon ile arayıp, siteyi Google’da bulamadığını söylüyorsa
Gösterdiğiniz birkaç prototipten sonra size “şu bana gösterdiğin o ilk tasarım ile ikinci tasarımın renklerini bir karıştırıp, üçüncü tasarımdaki resimleri ve menüyü kullansak çok daha iyi olacak” adlı ortaya “tasarım salatası” istiyorsa
Aklındakileri öğrenmek istediğinizde kendi işiyle alakalı olmayan bir eczane, bir kuyumcu bir de Amazon websitesini gösterip “Bunlara benzer bir şeyler yap işte. Bu siteler benim çok hoşuma gidiyor” diyorsa.
“Sen şöyle cıvıl cıvıl, yanar-döner kayan yazılı falan bir sayfa yap bana” diye işi geçiştirip, olayı kavrayamıyorsa
Her istediğiniz bilgi, görsel, içerik için size başka bir şirketin websitesinin adresini veriyorsa
“Senin bu yaptığın tasarımı benim eşim hiç sevmedi” cevabıyla size anlamsız, gereksiz ve nedensiz geri-bildirimde bulunuyorsa
Size renk paleti olarak, yeni döşediği ofisin mobilya ve duvar renklerini veriyorsa
Web tasarımını yalnızca dekorasyon ve yalnızca tasarım sanıyorsa
Tutkal satan şirketi için, Amazon’daki birçok fonksiyonu istiyorsa: “Bak şu tutkalı alanlar, bu tutkalı da alsın dese site. Ne güzel olur değil mi?… İyi fikir değil mi?”
İlk görüşmeden sonra size “Bak ben bu bilgisayar işlerinden anlamam, benim oğlum iyi bilir bu işleri” diyerek, 13 yaşında, tek ilgisi sanal chat ve MySpace olan oğlunu sizin muhatabınız yapıyorsa.
Şirketindeki bütün broşürleri getirerek, “İşte kardeş, site böyle bir şey olacak” diyorsa
Çalışmaya başladıktan bir hafta sonra sizi telefonla arayıp “kusura bakma birader, ben başka bir tasarımcı buldum ucuza. O yaptığın tasarımları şu vereceğim emaile bir yolla sen” diyorsa
Google’a, YouTube’a ve Amazon’a bakıp, her açılan sitenin hemen para kazanacağını zannediyorsa
“Çok acelemiz var. Bu ayın sonunda hemen bu siteyi açmamız lazım” diyor, sizi işe başlatıyor fakat sonra tasarım ile ilgili bir şeyler sorduğunuzda/istediğinizde telefon ve emaillerinize zamanında cevap vermiyorsa
“Bir kullanıcı araştırması yapsak, siteyi test etsek” dediğinizde size “Ya ne gereği var şimdi? Ben müşteri mi tanımıyor muyum sanki? Ben onların ne istediğini çok daha iyi biliyorum. Şu benim ana sayfadaki fotoğrafımı biraz daha büyültebilecek misin bu arada?” cevabını veriyorsa

arkanıza bile bakmadan kaçın! Sizin aklınıza başka şeyler geliyor mu?”

Yazının orjinaline buradan ulaşabilirsiniz.

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir